31 Ekim 2009 Cumartesi

yagmur sabahı.

br şehir bu kadar yıkansada arınmaz, mezarların üstüne kirli çıkark,larla ypılan evlerin, çok işlese topragın içine dışarı çıkar kan kokusu masumiyeti bastırmak için topragın

ve ...

Apar topar, yapılan tercihlerinden . kalınacak yerin belirlenmesinden sonra, ilk gördügü merkez denilen ve ilerleyen zamanlarda anlayacagı en merkezde oln bir kampüsten içeri adım atması oldu.Bu kadar mıydı hazırlık telaş sınav maratonu, öve öve bitiremedikleri Üniversite hayatı . Başlamıştıda nerdeydi tüm yaşadıgı kırgınlıkları valizinden çıkarıp tümhayallerini ve balonlarını koydugu valizi açmanın doğru yerde olmadıgını düsündügü zamanlar anındaydı sanki.ordan gördügü görüntünün tesirinde kalmıştı belkide o budaydı diye. çünkü o geldiginde hep balonlar olcagını bilirdi hissederdi işte en tepede uçuşanlar onlardı... ve bu sefer en çok ve en güzellerdi...

paradoks!!

hayatımda ilk defa aşıkoldum , benim için sen hiç olmaz mısın?hayatımda tanımamış,olayım seni ya da sen hasta ol ben ondan olmuş olayım mecburiyetten.Biliyorum kanatların yok ama o kadar ıyısın ki, bunu senden bu yüzden istiyorum seni çokk seviyorum ama öyle degil. eski sevgilinden duyulması insnın canını en yakın sözler herhalde.Nedeni dogum gününde sadece anımsamak.Iyı kı yoksun ve hiç olamyacaksın ve neden bu kadar ıyı olabılıyorum?

29 Ekim 2009 Perşembe

Piraye

Bittikten sonra bogazımda bıraktıgı kocaman tortular var. bi solukta okumak kavramını yaşayıp ee nolcak , bi kız tüm benligine karşı sevdigi adamın peşinden giderse sonunda, kabul ediş mi var yaşancaklaerı. Gereksiz yerde öç alma tutkusu ya da aşkın en doruk noktası yaşamak var.Ve sonunda gerçek ebediyet var sevdigin dokunmaya kıyamadıgın ama başkasıyla paylaşamk zorunda bıraktııgın adamın ölüm haberi... bıraktıgın kocaman 2 armaganla...
aşkı ve aşkının kanıtları.... sıla

23 Ekim 2009 Cuma

P
başka zamnalrda, çekilen acıların bedeliymiş şimdiki karmaşa galiba.En azından masalllarda hep böyle olmaz mıydı.Zaman kavramı yoktu ama sabır kavramı vardı.Sevmek kavramı vardı, ama kötülerde vardı.En sonunda düzeye ulaşmaya yardım eden kurabaga, atla gelen bi adam, bi balta,kalemi sihirli değneklerde vardı... gerçek dünyada tesirleri neydi acaba?

17 Ekim 2009 Cumartesi

yağmurlu bir günde nefes üflenmişti cansız bedenlerine yagmurlu hava gibiydi, kapılan hayaller gibi bişeydi.beklemek sabretmekti, sabretmek durmak aynı gün hergün aynı umuda , umutlanarak yaşamaktı, gözlerine mil çekilmiş ama buna keze burunlarındaki koku alma duyusu inatla bu kadar hızlı gelişmiş olan , yağmur cinleri beklemekteydi nerde eski bi anı kokusu alsa başına üşüşmek istemekte ve sabırla beklemekteydi etrafta.. Yagmurlar hatırlatır belki, en çok kurulan ama boşlukta asılı yaşamayı seçen yaşamları. ki bu yüzdendir onlar bugun ilk yagmur damlasıyla dogar son yagmur damlasıyla son bulurlardı.
evet, aslında bütün anlattığı buydu işte.İksilerin, tılsımların,yol gösteren kuşların,yolları kaplayan kötülerin, dumanların arasında görünen büyücülerin.sihirlerin ,şifrelerin, göz kamaştıran zümrütlerin anlattığı tek şey buydu.
Yanılsama onu görenin gözlerindedir.Korunma kendinin korunmaya gereksinim olduguna asla inanmamaktan gelir.(aborjin bilgeligi)

göz bağı

hızın yardımıyla gerçekte var olmayan bir şeyin aslında varmış gibi gösterilerek,gözün aldatılmasına göz bağı denir.Gözbagcı hızını azıcık düşürmeye görsün,seyircinin gözü açılır hileyi görür, büyü bozulur sır çözülür.

elif şafak